Tuesday, December 30, 2008

zihnimin kenari

oha diyorum kenar oha...

kuyara ile adako bir yerden alintiydi ve nereden oldugunu hatirlamiyordum. sen yusuf atilgan diyince sacma bir sekilde google'da aradim ve yusuf atilganin kitabindan o parcayi buldum.
o zamanlar neydim? nasil begenmis, bunu yazmisim? belli degil. ama simdi hayati uyku sersemi gibi yasadigim su son birkac haftada, ersenlerin evde kafayi soguk suyla yasama etkisi yapti o paragraf.

yine yaptin yani yapacagini, hic ortalarda yokken pat diye giriverdin hayatima, bir iki cumlede, enseye atilan saplak gote atilan parmak etkisiyle tum aklimi bulandirip, kafamda tum olusturduklarimi dagittin. simdi yeniden dusunmem lazim herseyi, tum hesaplari yeniden yapmam lazim. geriye yonelik okumalar, eskiyi arayip cikartmalar lazim... hic kolay olmayacak ama isin boktan tarafi bir suru de yeni aci olacak.

sen yine kaybolup gideceksin, kuyuya attigin tasin yarattigi dalgalardan bihaber. ne sesini duyacaksin ne yankisini. bu da senin dehanin guzelligi be kenar.

Friday, December 19, 2008

gece yalanlari, sabah ruyalari

11 - 11.30 arasi yatmayi cok seviyorum, cunku o zaman sen mesaj atiyorsun bana, bir onbes dakika sonra, tam uykuya daldigimda. O kadar yorgun oluyorum ki duyup uyanmiyorum. Sonra her nasilsa sabahin 6'sinda uyaniyorum, elimle telefonumu ariyorum saate bakmak icin, sonra ekranin tepesinde belirmis o minik zarfi gorup heyecanlaniyorum. Kiziyorum kendi kendime; "Simarma hemen, daha kim oldugunu bile bilmiyorsun". Tusa basinca goruyoum kim oldugunu +1 5.... Sensin. Okumadan gozlerimi kapiyorum, tebessumle, derin bir ic cekisle yastigima geri birakiyoum kendimi. Tipki eski gunlerdeki gibi, seninle uyanmak: senin sesin, senin tenin veya senin dusuncenle. Ama bugunku aci dolu degil, son aylarda oldugu gibi, aksine huzur dolu, tipki seninle beraber gunlerdeki gibi.